1 Ocak 2025 Çarşamba

ÇARLIK RUSYA DÖNEMİNDE TOPRAK REFORMU HAREKETİNİN RUS EDEBİYATINA YANSIMASI


TOPRAK REFORMUNUN TANIMI VE TARİHSEL ARKA PLANI 

   Çar I. Nikolay döneminde, 1827'de serf satın almanın yasaklanması ve 1833'te satılan mülklerdeki serf ailelerinin ayrılmasının yasaklanması gibi önemli düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bu dönemin en dikkate değer reformu, Devlet Toprakları Bakanı Pavel Kiselev'in gerçekleştirdiği değişikliktir. I. Nikolay, devlet köylüsü sorununu serfliğin bir parçası olarak göstererek Kiselev'i bu konuda görevlendirmiştir. Kiselev'e verilen yetki, devlet köylülerinin daha fazla yönetim hakkına sahip olabilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmayı amaçlamaktadır. Serfliğin kaldırılması sürecinde, toprak ve mali sorunlar büyük bir tartışma konusu haline gelmişti. Serflerin ne kadar toprak alacağı ve soyluların elinde ne kadar toprak kalacağı gibi meseleler, mevcut düzenin köklü şekilde değişmesi anlamına geldiğinden son derece önemliydi. Bu süreçte iki farklı yaklaşım öne çıkıyordu: serfleri, ya tamamen topraksız bir şekilde ya da ödeme karşılığında toprakla birlikte özgür bırakmak (Polunov, 2005 aktaran Bilgili,2023). Serfler, alınıp satılabilen mülkler olarak kabul edildiği için, devletin onları tazminatsız bir şekilde serbest bırakması hukuken mümkün değildi. Ayrıca, devletin soylulara ödeme yapabilme durumu da bulunmuyordu. Bunun en büyük nedeni, Kırım Savaşı'nda yaşanan yenilgi nedeniyle devletin mali açıdan iflas etmiş olmasıydı. II. Aleksandr, Almanya'daki toprak reformlarını incelemek amacıyla Nazimov komisyonunu gönderdiğinde, en önemli sorunlardan biri de yanıt bulmuştu: "Topraksız bir reform imkansızdı." II. Aleksandr, 1857 yılında I. Nikolay döneminde komisyonlarda görev almış kişilerden oluşan gizli bir komisyon kurdu. Sekiz aylık bir çalışma sonucunda komisyon, serflerin, toprak sahiplerinin ve devletin bu reform için hazır olmadığını belirtti. Ancak üç ay sonra, 19 Şubat 1861 tarihinde reformun ilan edileceği duyuruldu. Reformun kamuoyuna açıklanması, artık geri dönüşün olmayacağı anlamına geliyordu. Toprak reformunun ilan edilmesiyle serflik kaldırıldı, ancak kulakların ortaya çıkışıyla bu iki durum arasında önemli bir ilişki vardı. İlk olarak, 'kulak' terimi, tefecilik ve rehincilik faaliyetlerinde bulunan kişileri tanımlamak için kullanılıyordu. Bu kişiler, köylüleri manipüle ederek onlardan gelir sağlıyorlardı. Lenin döneminde ise, bu terim, zenginleşen çiftçilerin genelini tanımlamak için genişletildi (Conquest,1986, aktaran, Bilgili,2023). Bazı köylüler, 'devlet düşmanı' olarak tanımlandıklarında dahi, bu terim kullanılmaya devam etti (Bilgili,2023).




   19. yüzyılın ortalarına doğru, Rus Çarı II. Aleksandr serfliği sona erdirmek için harekete geçti. Daha önceki yönetimlerin bu sistemden verim elde edemediklerini gören Çar, serflerin kendi başlarına özgürleşemeyeceklerini düşündü ve bu dönüşümü tepeden inmeci bir şekilde gerçekleştirmeye karar verdi. Avrupa'dan gelen fikirlerin etkisiyle serfliğe karşı muhalefet hem köylüler hem de aydınlar arasında güçleniyordu. 1861 yılında yayımlanan bir fermanla serfliğin kaldırıldığını ilan eden II. Aleksandr, köylülere küçük toprak parçaları tahsis etti. Ancak bu araziler, köylülerin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktı. Devlet, bu toprakların bedelini toprak sahiplerine ödedi ve köylülerden uzun vadeli taksitlerle geri istedi. Sonuçta köylüler, sahip oldukları toprakların büyük bir kısmını kaybederken, toprak sahipleri bu düzenlemeden daha az zararla çıktı. Köylülere tahsis edilen topraklar sadece küçük değil, aynı zamanda düşük kaliteli ve yerleşim yerlerinden uzaktaydı. Bu arazilere ulaşmak için eski toprak sahiplerinin mülklerinden geçmek gerekiyordu, bu da köylülerle toprak ağaları arasında gerilim yarattı. Ayrıca, köylülere verilen topraklar sulama, gübreleme ve otlak gibi temel imkanlardan yoksundu. Bu sorunlar nedeniyle köylüler, toprak sahiplerinden yeniden arazi kiralamak zorunda kaldı ve bu durum onları daha ağır koşullar altında eski efendilerine bağımlı hale getirdi. Yüzyılın ortasına kadar Rusya'da tarım sistemi, büyük toprak ağaları ve köylü topluluğu arasında şekilleniyordu. Avrupa'da kapitalist tarım dönüşümü başlamışken, Rusya'da geniş toprak mülkleri toprak ağalarının elindeydi ve bu durum köylülerin yoksulluğunu derinleştiriyordu. Köylüler, toprak sahiplerinden küçük arazi kiralayarak "otrabotka" yöntemiyle geçimlerini sağlamaya çalışıyordu. Ancak bu sistem, serfliğin kaldırılmasından sonra da köylülerin mağduriyetini gidermedi. "Kış Kiralaması" adı verilen uygulama, köylüleri uzun süre beklemek zorunda bırakarak onları eski sömürü düzenine benzer koşullarda çalışmaya zorladı. Artan kira bedelleri ve vergiler köylüleri daha da zor durumda bırakırken, Saratov valisi Stolıpin gibi yetkililer bu soruna dikkat çekti. Stolıpin, yüksek kira fiyatlarının bir yıllık hasatla bile ödenemeyecek düzeyde olduğunu Çar II. Nikolay'a rapor ederek çözüm arayışına girdi. 1861'de serfliğin kaldırılması ile köylüler özgürleştirilmiş ve komünler güçlenmişti. Ancak, komünlerin toprakları eşit olarak dağıtma çabası, zamanla ekonomiye zarar vermeye başlamıştı. Çünkü köylülerin toprakları yıllar içinde tekrar paylaştırılıyor, bu da özel mülkiyet geleneğinin gelişmesini engelliyordu. Ekip biçtikleri topraklara sahip olmayan köylüler, çiftliklerini modernize etmeye ve verimliliği arttırmaya istekli değillerdi. Bunun sonucunda, tarımsal üretim gelişmeyip durağanlaşarak ülke ekonomisine katkı sağlamıyordu. 1906 yılına gelindiğinde ise planlanan reform, büyük bir toprak devrimini işaret ediyordu. Ancak hükümetin elinde net bir yol haritası olmadığı için reform süreci ilerledikçe planlar değişiyor ve yeniden şekilleniyordu (Yiğit,2022). 





TOPLUMSAL SINIFLAR ARASINDAKİ YENİ İLİŞKİLER VE BU DURUMUN KÜLTÜREL ALANDAKİ ETKİLERİ 


      Kırım Savaşı (1853-1856) arasındaki Rusya'nın ekonomik ve askeri geriliği belirginleşmiş ve savaş, ülkedeki toplumsal çelişkileri daha da derinleştirmiştir. Dönemin Çarı II. Aleksandr, bir devletin ancak içsel reformlarla güçlenebileceğine inanıyordu. II. Aleksandr'ın ilk önemli adımı, 1861 yılında serfliği kaldırmak olmuştur. Bu reform, hukuk ve diğer alanlarda gerçekleştirilen reformlarla devam etmiştir. Köylülerin toprak ve özgürlük mücadelesi sonucunda, serfliğin kaldırılması feodaller ve Çar için en iyi koşullarla kabul edildi. 1861 reformu, köylülerin hukuksal özgürlüğünü de elde etmelerini sağladı ve onlara yurttaşlık hakları (anlaşma yapma, ticaret yapma, mülkiyet edinme, meslek sahibi olma) tanındı. Bu reform, Rusya'nın sanayi kapitalizmi çağında ilerlemesini hızlandırmıştı. Ancak, 1861'i izleyen ilk çeyrek yüzyıl boyunca sanayi büyümesi düşük kaldı. Bunun nedeni, iktidarın sanayiyi destekleyen tutarlı bir politika izlememiş olmasıydı. II. Aleksandr, temsili unsurların otokrasiyi güçlendirici bir şekilde sisteme katılmasına izin vermişti. Reformalar önemli adımlar atılmasına rağmen, gelişen sınıfların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalmıştı. Köylüler bireysel özgürlüklerini kazansalar da üzerlerine bindirilen aşırı ödeme yükümlülükleri nedeniyle bu özgürlüklerini ağır bir bedelle ödemişlerdi. 1864'te, yerel yönetim birimleri olan "zemstyo"lar kurularak kamu yaşamına bazı özerklik unsurları kazandırıldı. Bu yerinden yönetim birimleri, eğitimi yaygınlaştırma, tarım, ticaret, sanayiyi geliştirme, yol inşaatı ve gıda temini gibi geniş sorumlulukları üstlenmiş ve Rusya'daki toplumsal hareketlerde önemli yer tutmuştur. 19. yüzyılın sonlarında, devlet-toplum mücadelesi, kesinleştiğinde, siyasal muhalefetin odak noktalarından biri haline gelmiştir (Bengisu,2019). 




EDEBİYAT VE TOPRAK REFORMU 

  Rus edebiyatında toprak reformu, özellikler 1861'de II. Aleksandr tarafından gerçekleştirilen ve köylülerin serflikten kurtulmasını sağlayana reformla ilgilidir. Bu dönemdeki toprak reformu, Rus edebiyatında da geniş şekilde ele alınmıştır. Örneğin Lev Tolstoy'un "Anna Karanina" ve "Savaş ve Barış" gibi eserlerinde köylülerin yaşam koşulları ve toprak reformunun etkileri işlenmiştir. 
   Lev Tolstoy'un "Anna Karanina" romanı, 19. yüzyıl Rus toplumunun derinlemesine bir portresini sunar. Roman, Anna Karanina'nın trajik aşk hikayesini anlatırken, aynı zamanda dönemin toplumsal ve ekonomik değişimlerini de ele alır.
   Romanın önemli karakterlerinden biri olan Konstantin Levin, Tolstoy'un kendi yaşamından esinlenilmiştir ve toprak reformu, köylüler ile ilişkiler ve çiftçilikte yaptığı yenilikler gibi konulara odaklanır. Levin'in köylülerle olan etkileşimleri ve toprak reformu konusundaki görüşleri, Tolstoy'un kendi görüşleri ile örtüşür. 



   Lev Tolstoy'un "Savaş ve Barış" romanı, Napolyon Savaşları sırasında Rusya'da geçen geniş kapsamlı bir destandır. Roman Rus aristokrasisinin, yaşamını savaşın etkisini ve toplumsal değişimleri derinlemesine işler.

  Toprak reformu ve köylülerin durumu, romanın önemli temalarından biridir. Romanın baş karakterlerinden biri olan Pierre Bezukhov, büyük bir mirasa sahip olur ve bu mirası nasıl yöneteceği konusunda ciddi düşüncelere dalar. Pierre'nin toprak sahipliği ve köylülerle ilişkileri, toprak reformu konusundaki düşüncelerini yansıtır. 

   Romanın diğer önemli karakterlerinden biri olan Prens Andrei Bolkonksy, savaşın anlamsızlığını ve toplumsal değişimlerin gerekliliğini sorgular. Andrei'in köylülerle olan etkileşimi ve toprak reformu konusundaki görüşleri, dönemin sosyal ve ekonomik yapısını anlamamıza yardımcı olur.




KAYNAKÇA 


Bengisu, İ. E. (2019). Rusya’nın 19. Yüzyıl Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Yapısı. Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi Anabilim Dalı.

Bilgili, C. (2023). Serflik sisteminin gelişimi ve kulakların ortaya çıkma süreci. Uluslararası Medeniyet Çalışmaları Dergisi (The Journal of International Civilization Studies), 8(1), 1-xx. Geliş Tarihi: 17.03.2023, Kabul Tarihi: 02.05.2023. ISSN: 2548-0146.

Yiğit, A. (2022). İmparatorlukta son reform: Rus Çarlığının son döneminde Başbakan P. A. Stolıpin’in toprak reformuna dair bir değerlendirme (1906-1917). Avrasya Etüdleri, (61), 91-112.

"Image generated by AI using GoogleLabs (ImageFX)

   








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Altı Gün Savaşı (5-10 Haziran 1967): Orta Doğu’nun Jeopolitik Dönüm Noktası

  Giriş 1967 Arap-İsrail Savaşı, modern Orta Doğu tarihinin en kritik kırılma anlarından biridir. Sadece 132 saat süren çatışmalar, bölgen...